Gençlerbirliği Başkanı Arda Çakmak'ın kendisinden önceki yönetim hakkında ifşa ettiği prim düzeni, yalnızca Galatasaray maçıyla sınırlı değil. Defterin bir sonraki sayfasında bu kez Beşiktaş maçı var — ve rakamlar yine futbolla açıklanamıyor.
6 → 15 → 30: Bir maçta beşe katlanan prim
Yeniden hatırlatalım: Bu ödemeleri yapan, şu anki başkan değil, ondan önceki yönetimdir. Çakmak'ın aktardığına göre eski yönetim, Beşiktaş maçından önce futbolculara söz verilen primi 6 milyondan 15 milyona çıkardı; maç bittiğinde ise ödeme 30 milyon TL olarak dağıtıldı. Yani prim, tek bir maçın etrafında beş katına fırladı.
Daha da vahimi: Kulübün yerli futbolcularının aylık ödeme yükü 8-10 milyon TL iken, bir maçın ardından üç aylık ödeme birden yapıldı. Prim dağıtırken eli titremeyen yönetim, geride 100 milyonu aşkın borç bıraktı.
Borç batağındaki kulüpte bu para nereden geldi?
Soru basit, cevabı yakıcı: Personeline, esnafa, vergiye borcu dağ gibi biriken bir kulüp, tek maçlık prim seline bu parayı nereden buldu? Kimin talimatıyla, hangi hesaptan, ne karşılığında?
Bu soruların cevabı artık kulüp koridorlarında değil, İstanbul Başsavcılığı'nın dosyasında aranıyor. 2020-2026 bahis verilerini MASAK analizleriyle birleştiren savcılık, aynı dönemin yöneticilerinden Özgür Durşen'in 50, Sezgin Özkan'ın 16 kupon ile kendi takımlarının maçlarına rakip lehine oynadığını tespit etti. Prim defterindeki bu 'cömertlik', kupon defteriyle yan yana gelince bambaşka bir anlam kazanıyor.
Türk futbolu bu çirkefden ancak tek yolla temizlenir: Bu primlerin kaynağı, kuruşu kuruşuna, kamuoyunun önünde hesap verilerek.




